FUTBOLDA KART NASIL ORTAYA ÇIKTI?

0 457

Hikâye ilginçtir. 1966 Dünya Kupası sırasında İngiltere oyuncularından biri, Arjantin ile oynadıkları yarı final maçından sonraki gün gazeteyi açar ve adını ‘ihtar alan oyuncular’ arasında görür. Durumdan haberi yoktur, doğrulama için hızlıca milli takım yetkililerine ulaşır. Hakem raporuna bakarak durumu teyit ederler ve bunun üzerine aynı oyuncu, dönemin FIFA Hakem Komitesi Başkanı’na telefon açar. Maçı ihtar aldığını bilmeden tamamladığını, zaten maç boyu hakemin sözlerinden hiçbir şey anlamadığını söyler. Zira maçın hakemi Rudolf Kreitlein, Almanca’dan başka dil bilmemektedir.

Bahsi geçen İngiliz oyuncu, Manchester United ve İngiltere’nin efsane oyuncusu Bobby Charlton’ın kendisi kadar ünlü olmayan kardeşi Jack Charlton. Dönemin FIFA Hakem Komitesi Başkanı ise bir başka İngiliz; eski asker, askeri yargıç ve hakem Ken Aston. Aralarındaki muhabbet, şüphesiz, normal kabul edilebilir; fakat konu yanlış yerlere kaymış mıdır, tabii ki bilinmez. Ama bildiğimiz bir şey var ki, bu telefon görüşmesi sonrası arabasına atlayıp ünlü Wembley Stadı’na doğru hareket eden Ken Aston’ın trafik ışıklarına birden fazla kez yakalandığı…

ken aston fa cup final

Ken Aston

Kırmızı, Sarı ve Yeşil

Futbolda sarı ve kırmızı kart, ilk olarak Meksika’da düzenlenen 1970 Dünya Kupası’nda kullanıldı. Turnuva boyunca hakemler ihtar verecekleri hallerde sarı kart gösterdiler, ihraç uygulamasını ise kırmızı kart ile yaptılar. Yeşil zemin de kendine vazife çıkararak, üçgeni tamamladı.

Saha içindeki futbol dışı uygulamalara yönelik yaptırım, daha önceleri yalnızca sözlü olarak gerçekleşiyordu ve bu durumun yalnızca konunun muhatabı oyuncuya ya da takım kaptanına bildirilmesi yeterli oluyordu. Lakin zamanla uluslararası futbol maçlarının sayısı arttı ve hakemler ile futbolcular arasında dil sorunu ortaya çıktı. ‘Futbolun dili ortaktır!’ lakırdısı, mesele hakem – oyuncu ilişkisi olduğunda işlevsiz kalmaya başlamıştı.

Meksika 70 sonrası ülke federasyonları ve yerel ligler de peyderpey aynı metodu seçmeye başladılar. Bir süre sonra ‘kart’ kavramının kural kitabına da girmesiyle, futbolda yeni bir dönem başladı. Trafik ışıklarından alınan ilhamla yürürlüğe konulan uygulamanın fikir babası olan Ken Aston, üst üste üç Dünya Kupası’nda FIFA Hakem Komitesi Başkanı görevini icra etti ve futbola pek çok yenilik getirdi.

grahampoll

Kart kazaları

İngiliz hakem Graham Poll, 2006 Dünya Kupası’nda Hırvat stoper Josip Simunic’e üç sarı kart sonunda ancak kırmızı kart gösterince, turnuvanın geri kalan maçlarını evde izlemek zorunda kalmıştı. Bununla kurtulduğuna seviniyor olmalıydı, çünkü şanslıydı. Yaptığı hatadan turnuvanın gidişatı etkilenmemişti.

Diğer hikâye ise bizim için çok daha bilindik. Hakem Ali Aydın, 2003 sonbaharında oynanan Fenerbahçe-Çaykur Rizespor maçında Rizesporlu futbolcu Victoria’yı iki sarı kartla sahada tutmuş, yağmurun azizliğine uğradığını söylemişti. 1-1 biten karşılaşma sonradan tekrar oynanmış, Fenerbahçe’nin 2-0 üstünlüğüyle sonuçlanmıştı.

Ne idi – Ne oldu?

Sarı ve kırmızı kartın futbola girişiyle birlikte, ‘ortak futbol dili’ ülküsüne dair yeni bir adım atıldı. Bu uygulamayla birlikte daha evrensel bir oyun olma yolunda ilerleyen futbolun ayrımcılığı dışlayan, farklılıkları kötücül anlamda önemsemeyen vasfı, böylelikle güçlendi. Ek olarak 70’li yıllar, televizyonların her geçen gün futbola daha fazla ilgi gösterdikleri bir dönemdir. Kolayca fark edilebilinen sarı ve kırmızı kartlar, stadyumdaki izleyicilere fayda sağladığı kadar, ekran başındakiler için de faydalı bir araç oldu.

Ayrıca İngiliz hakemlere yönelik bir hayranlık dalgası bugüne dek ulaştı, özellikle de ülkemizde. Kart göstermeden önce oyuncuyu yanına çağıran, futbolcuyla bir şeyler konuşan iletişim becerisi sahibi olduğunu kanıtlayan hakem modeli, örnek gösterilir oldu. Arka plandaki gerçekse, bu görüntünün geçmişi iki yüzyıla yaklaşan futbol kültür ortamının sonucu olduğudur. Eskiden kartlar yoktu ve mecburen oyuncuyla birebir konuşmak gerekirdi.

İngiltere’nin kartlar öncesi futbol dönemi, dünyanın büyük bölümüne oranla en az üç kat daha uzun. Bu sebeple geleneğin kökü çok daha derinde. Nitekim aynı hakemler, yurt dışında düdük çalarken kendi ülkelerindekine benzer bir tutum sergilemiyorlar.

Kaynak: HayatimFutbol.com 

Benzer Haberler

Yorum Yok

Cevap Bırakın